27 Ocak 2011 Perşembe

ARMANIN GURURU


Kimileri varsın doğuştan bilmem nereli olsun. Kimileri varsın armayı öpmedim formayı öptüm. Kimileride çocukluğumun takımına geldim hayallerim gerçek oldu desin. Herşey insanın kişiliğinden belli olur. Herkes kimin ne olduğunu bilir. Varsın bişeyler söyleyip dursunlar. İnsan konuşmadanda ne olduğunu belli eder. Resimde görüldüğü gibi...

ADAMSIN GÖKHAN GÖNÜL

24 Ocak 2011 Pazartesi

UNİFEB GERİ DÖNDÜ


Ve UNİFEB tribünlere dönme kararı almış. Gerçekten ne zamandan beri duyduğum en iyi haber. Devamı Vamos Bien olur inşallah. Hafta sonu oynayacağımız Trabzon maçını sabırsızlıkla bekliyorum. Maraton ve kale arkası tribününün organize şekilde bağıracağı günler tekrar dönüyor sanırım. Fenerbahçe'ye tezahürat yapacak gerçek Fenerbahçe'lilere ihtiyacımız vardı. Tribünümüzün biraz silkinme zamanı gelmişti. Pazar günü Unifeb'le birlikte Fenerbahçe'mizde geri döner diye düşünüyorum. Haydi Fenerbahçe...

20 Ocak 2011 Perşembe

İŞTE SİZE KAPAK


Az önce Alex'i neden sevdiğimiz ve ona neden taptığımızı bir kez daha anladım. Antalya da düzenlemiş olduğu basın toplantısında söyledikleri ne kadar adam olduğunu ispatladı. İşte Alex " Benim ailem bana bir eğitim verdi ve bu eğitimden çıkardığım ana fikirlerden biride seninle gelip birisi konuşmak istediğinde açık yüreklilikle dinle. Bu çıkardığım derslerden bir tanesiydi. Eğer Türkiye'den bana bir teklif gelirse açık yüreklilikle dinlerim fakat yine açık yüreklilikle reddederim. Ben fenerbahçe'ye maal olmuş Fenerbahçe taraftarlarının gönlünde taht kurmuş biriyim. Bir gün Fenerbahçe bana gelip Alex artık senle çalışmak istemiyoruz. Artık yollarımız ayıralım derlerse o andan itibaren hem kulübüme hem taraftarlarıma ve herkese teşekkür eder, bavulumu toplar başka bir yere giderim. Gideceğim yer Türkiye içinde Fenerbahçe'den başka bir yer olmaz. Biliyorumki ben bu hareketi yaptıktan sonra herkes nasıl Fenerbahçe'li olduğum gözler önüne gelecek ve herkes buna daha iyi inanacaktır " dedi. Şimdi ilk başta yıllarca bizde oynamış. Hayatında ne varsa bizim sayemizde kazanmış. Futbolu bırakmasına ramak kala ezeli rakibimize gidip imza atmış birisine yani Rüştü'ye kapak olmasında kime olsun Alex'in söyledikleri. Başka kimseyi söylememe gerek yok. Çünkü bizde kaptanlık yapmış adamsın. Hayatında ne varsa Fenerbahçe sayesinde edinmişsin. Rüştü olduysan Fenerbahçe sayesinde olmuşsun. Yapmayacaktın. Gidip ezeli rakibimize imza atmayacaktın. Bir tek Rüştü'yü örnek veriyorum. Başkasına gerek yok. Şimdi kimse demesin profesyonel futbolcu normaldir,gidebilir diye. Gidemez arkadaş. Giderse arkasından böyle konuşturur. EFSANEYİ YARATANLAR ÖLÜMSÜZDÜR. Alex bunlardan birisi oldu. Yaa Rüştü ?

12 Ocak 2011 Çarşamba

YİNE EŞSİZ BİR YAZI

Zaman Zaman

Sabahattin Ali'nin "Kuyucaklı Yusuf" romanında arada kalmış bir satır vardır. Der ki "Yıllar ağar ağar geçer, yavaş yavaş geçer ama hiç durmadan geçer"... O geçen yıllarda da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor maalesef... Her şey değişiyor; değişmek istemesekte biz bile değişiyoruz. Ama en acı değişim, uğrunda hayatımızdan fedakarlık yaptığımız Fenerbahçe'de oluyor; her şeyi kabulleniyorum da bunu kabul edemiyorum. Sevdik, bizi sevmediler unuttuk. Sevdiğimiz, saydığımız abilerimiz, büyüklerimiz bu dünyadan çok uzaklara gittiler, kendilerini özlettiler, unuttuk. Üzerinde yaşadığımız topraklar için hayaller kurduk, yerle bir ettiler, unuttuk. Deniz gibi, Yusuf gibi, Mahir gibi olmak istedik, korkuttular, unuttuk. Dostlarımızla her akşam oturalım, güzelleşelim, aman sabahlar olmasın dedik, her birimiz bir taraflara savrulduk, hayat denen mücadelenin içine düştük, unuttuk. Zamanın alıp götürdüğü bir çok şeyi unuttuk. Arada bir, bir yerlerden Fikret Kızılok'un "Zaman Zaman" şarkısı kulağımıza takılınca hatırlıyoruz, hüzünleniyoruz... Ne çok şey unutmuşuz...

Yine bu melodiyi bir yerlerden duyunca aklıma düştü; 90'ların başındaki Fenerbahçeliliği de unutmuşuz. Fenerbahçe'ye hakaret edenden hesap soran, Fenerbahçe'ye uzanan elleri lavoboya sokan abilerimizi unutmuşuz. Onların yerine birilerini koyamamışız. Maç alan efsane maratonu unutmuşuz. Şimdi maratona gitmek ciddi çaba ister olmuş. Evet, 90'ların Fenerbahçesi bizi çok üzdü. Annemden gizli gizli ağladığım zamanları hatırlıyorum. Ama o zaman bir başkaydı be Fenerbahçelilik... Şimdi bir şey hep eksik... Ne eksik bilemiyorum ama eksik. Bizzat sahit oldum, keşke olmasaydım. Bir grup Fenerbahçeli ufaklık onun forması lisanslı ürün, bununki sahte ürün geyiği yapıyorlardı. Biz o yaştayken sarı lacivert çubuklu bayraktı be. Sarı Lacivertin yanyana geldiği her şey kutsaldı. Ne lisansı vardı, ne de kocaman puntolarla reklamı; ama işte sevdamız vardı; Fenerbahçelilik bir başkaydı. Aziz Yıldırım hani Rıdvan'a sorduya "Hatırlıyor musun Rıdvan; soyunma odasına giderken paçalarımızı çekiyorduk" diye... Hani Rıdvan dedi ya "Fenerbahçe o zaman da büyüktü başkanım". Değer miydi ruhumuzdan, sevdamızdan bu kadar çalmaya? Neden direnemiyoruz bu değişime? Sevdamızdan bu kadar çalmadan uyulamaz mıydı zamana?

Unuttuğum bir sevda daha vardı kalbimde, 90'lı yıllardan gelen. Gönül meselesi... Yine bir "Zaman Zaman" melodisi ile aklıma düştü. Son bir atımlık barutum var, onu da harcama vakti yaklaşıyor. O baruttan sonra; öyle ya da böyle, ne ben eski ben, ne sevda eski sevda. Fenerbahçelilik de eskisi gibi olmadığına göre... Zamana yenilmiş mi olacağız şimdi?


romantikkanaryalar.blogspot.com'dan alıntıdır.....

BUNLARI DA TAKİP EDİN

Bu Blogda Ara

İzleyiciler