28 Nisan 2011 Perşembe

Son Nefesimizde


Son Nefesimizde : Eşhedü enLa iLahe iLLaLLah ve eşhedü enne muhammeden abduhü ve resulü . zaman kaLırsa. FENER goL goL goL

24 Nisan 2011 Pazar

Guiza gol gol gol , Şampiyonluk geliyor...


Aldığın paranın altında hep ezildin. Ama dün akşam attığın gol ile aldığın paralar Anne'nin ak sütü gibi helal olsun....

19 Nisan 2011 Salı

1996 yılına dönelim ve anıları tazeleyelim



Pazar günü planları yapmıştık. Önce İstinye Park ve sonrasında hep beraber Trabzon ve Bursa arasında oynanacak karşılaşmayı izleyecektik. Neyse ki akşam olmuştu. Oturup tv karşısına maçı izlemeye koyulmuştuk. Bir yerden de merak ediyorduk, Bursa bize oynadığı futbolu ve direnci Trabzon karşısında gösterecekmiydi? Lakin bizimle oynadığı karşılaşmayla kıyaslanmayacak kadar açık futbolu tercih etmişler. Defanstan dan dun toplarla çıkmıyorlardı. Hepsinden farklı bize gösterdikleri direnci rakibine göstermiyorlar. Bu beklenen bir durumdu aslında. Şok olmamıştık yani. Asıl şok olacağımız dakikalar daha gelmemişti. Neyse ki skorbord 28' i gösterdiğinde şampiyon Ordu 52'yi gösterdiğinde Rize ve 55' e geldiğinde ise Samsun yazısını gösteriyordu. Memleketimiz Samsun olduğundan özellikle merak etmiştim Samsun yazacaklar mı diye. Evet şampiyon Samsun yazıyordu fakat Trabzon tribünlerinde bir yuhalaması sesi kopu verdi. Birde acaba dakikalar 28'i gösterdiğinde skorbord şampiyon Giresun yazdımı diye merak ediyordum. Belkide Lig tv kameraları göstermemiş olabilirdi. Bunun cevabınıda bu sabah aldım. Bloglar da gezerken Giresun çotanaklar grubu bir açıklama yapmış " İBNE TRABZON OLAMAZSIN ŞAMPİYON " diye. Biliyordum Giresun, Samsun ve Rize nin Tabzon'u sevmediğini ve şampiyon olmasını istemediğini. Tabi bu yazdıklarım herkes için geçerli değil ama büyük çoğunluğu bu şekilde düşünüyor. Yazının başlığın da 1996 yılına anıları tazeleyelim dememde ki sebeb işte bu yazdıklarımla bağlantılı.

O muhteşem 1996 yılı ligin ikinci yarısı Trabzon ve Fenerbahçe'mizin şampiyonluk için Hüseyin Avni Aker Stadında karşılaşacaklardı. Yönetim ve Taraftar karar almış şehre 50 otobüs akın edecektik. Öyle de oldu. Ama otobüslerimizin Samsun da karşılanışı hala özlerimin önünde. Halk balkonlarda, sokaklarda heryerde alkışlanıyorduk. Giresunda da aynı şekilde. Gurur duymuştum. Lakin Trabzon'a yaklaştığımızda 50 otobüslük kafile yolda durdurulup arama yapıldı. Emniyet müdürlüğünden valilikten açıklama yapılmış şehre 50 otobüs değilde belirli aralıklarla teker teker girilecekmiş diye. Fakat buna karşı çıkan tribün liderleri " Biz buraya 50 otobüs geldik ve 50 otobüs olarak giriş yapacağız" dediler. Emniyet ve Valilkten karşı çıkanlar oldu fakat 50 otobüs hep birlikte hareket ettik. Ne zamanki Trabzon sınırlarına girdik her yerden taşlar, sopalar, silahlar ardı ardına otobüs camlarında patlıyordu. Atılanlardan korunmak için otobüsün ortadaki yürüme yerlerine herkes bir birinin üstüne yatmış korunmaya çalışıyorduk. Otobüs'ün şoförüne yapılan dur ikazını dinlemiyor ilerliyordu. Fakat çok direnemedi. Bizim taraftarlarımız da otobüslerden inip karşılıklı arbede şeklinde çıkan olayları hala unutamıyorum. Stad'a varana kadar her yerde olaylar bu şekilde sürdü. Neyse ki stada vardık. Olaylar orda da devam ediyor. Karşılıklı küfürler, atışmalar yine aynı hızla devam ediyordu. Stad'ın içine girdik ve biraz olsun durulur dediğimiz olaylar orda da aynı şekilde sürüyordu. Kafalarımıza hiç abartmıyorum yumruğumuzdan büyük taşlar isabet etmesin diye skorbord'un altına saklanmaya çalışıyorduk. Saklananlar şanslı saklanamayanlar artık taşlardan nasibini alıyorlardı. Bu taşlar stada nasıl girmiş orasını sormuyorum bile. Emniyet güçleri ( Sözde emniyet güçleri ) kıllarını bile kıpırdatmıyorlardı. Tribünlerimizin önüne gelen Trabzon taraftarlarının elinde bıçaklar "buradan çıkamayacaksınız" diye bizleri tehdit ediyorlardı. Bizimkiler tepki göstericek olsun hemen kafamıza jop lar iniveriyordu. Bizi tribününe dahi yaklaştırmıyorlardı. Sözde emniyet güçleri ama sadece oradaki misafir taraftar kısmına gücü yetiyordu. Neden Trabzon taraftarlarına müdahale etmiyorsunuz diye çıkışıldığında beklenen cevabı alıyorduk kendilerinden " Burası Trabzon. Küçük yer. Herkes birbirini tanır. Siz bu akşam buradan çekip gideceksiniz ama biz buradayız. Başımız beleya girsin istemiyoruz" dediler. Maç başladı Trabzon 1-0 önde ama biz takımımıza çok güveniyorduk. Desteğimiz bir dakika olsun kesmiyor sesimiz kısılırcasına bağırıp takımımıza destek oluyorduk. İkinci yarı başladığında havaya siz çökmüş karşı kaleyi görmekte zorlanıyorduk. Kalecimiz ( ismini söylemek istemiyorum ) mükemmel kuratarışlar yapıyor, rakip forvetlere "bana bugün başka gol atamazsınız" der gibi koruyordu kalesini. Sonra gollerimiz geldi. Tribünde sevinenleri, ayılanları, bayılanları görmek mümkündü. Maçı kazanmıştık. Tarif edilemez bir duyguydu. Trabzon taraftarı ise sinirden ne yapacağını bilmez bir halde protesto için takımını alkışlarken ertesi günkü gazeteler, televizyonlar Trabzon taraftarlarının centilmenliğinden bahsediyorlardı. Allah Alah ne centilmenliği biz başka maçamı gittik ! Stat'ta uzun süre bekletildik. Hava soğuk çok üşümüştük. Ama tınlamıyor vız geliyordu bize soğuk. Zamanın yöneticileri maç bittikten 2 saat'e yakın bir süre sonra yanımıza gelip " Sizi buradan emniyetli bir şekilde götürmeden stat'tan ayrılmıyoruz " dediler. Bu asil davranışlarından ötürü gurur duymuştuk yeneticilerimizle. Çok geçmeden neden bekletildiğimizi söylediler. Trabzon taraftarları yolları kesmişler stat'tan çıkmamıza müsade edilmiyordu. Neyseki açıklama geldi. Artık stat'dan çıkacaktık ama yolu uzatıp Erzurum üzerinden gidecekmişiz. Sebebi ise emniyet açısından! Zaten otobüslerimizde bir tane sağlam cam yok.Yollarda ilk bahar zamanı olduğu halde kar var soğuk havayı iliklerimize kadar hissediyorduk. İstanbul'a geldikten sonra hasta olmuş yaklaşık 3 gün yatak döşek yatmıştım. Ama çektiğimiz bütün eziyetlere değer bir galibiyet alıp sezonu şampiyon tamamlamıştık.

Bunları neden anlattım ? Sözüm onaTrabzon'un şampiyonluğunu Türkiye'nin 4/3 istiyormuş yaa. Tövbe Tövbe. Yahu sizin şampiyon olmanızı hemşehrileriniz bile istemiyor. Ben bunu 1996 yılında kendim bizzat yaşadım. Gözlerimle gördüm. Bize Giresun da ve Samsun da yapılan karşılamadaki desteklerinde bizzat şahit oldum...

Ne mutlu Fenerliyim diyene...

BUNLARI DA TAKİP EDİN

Bu Blogda Ara

İzleyiciler