17 Kasım 2009 Salı

TERBİYESİZLER!!!

ÇOK SAYGIDEĞER LİG TV COM TR YÖNETİCİLERİ !!!!

Sizin tarafsız bir site olduğunuza artık inanmıyorum.Hani nerde sizin çok bilmiş yöneticileriniz. Nerede o ağzı kalemi çok iyi laf yapan editörleriniz.Nerelerde köşe yazarlarınız. NEREDE,NERELERDE ? Ayıptır,Yazıktır,Günahtır hatta biraz daha ileri gidiyorum terbiyesizliktir sizin yaptığınız.Konu Galatasaray olunca kabuğunuza siniyorsunuz..Oysa birkaç hafta önce çok şeyler bilip çok şeyler söyleyip çok şeyler yazmıştınız. Ne olduda diliniz tutuldu,gözlerinize perde indi,elleriniz kalem tutmaz oldu. Lütfen cevap verin. Ne olur bir şeyler yazınki anlayalım sözde tarafsız olduğunuza ! . Güldürmeyin bizi. Kaldıki gülmemiz lazım ağlanacak halinize.Ogün şükrüsaraçoğlunda olanlar sadece kayıtlara geçebilicek arda ve cristian kavgasıydı ve sahaya hiç abartmıyorum atılan birkaç pet bardak su ( plastik şişe su demiyorum zaten yasak stadımızda ) ve maçın hakeminin başına isabet eden bir cisim ( para ,çakmak,su ) bilinmiyor..Soruyorum size bunlar hangi stad’da olmuyor. ( kavgayı demiyorum ) Sahaya hangi lig maçında bu ve buna benzer şeyler atılmıyor.Derbi maç bile demiyorum normal sıradan bir Anadolu maçında bile olan bir durum. Abartılıp ,abartılıp yayınlar yaptınız köşe yazıları yazdınız.Fenerbahçe yönetimi zaten bunu yapanların bırakmadı.Konunun hassasiyetinin üzerine gitti ve adalete teslim etti.Geçiştirildi küçücük haberlerle.Oysaki herkese ders olacak bir duruş sergilemişti yönetimimiz.övgüleride hak etmişti.Şimdi gelelim zurnanın zurt dediği yere. Abdi ipekçide oynanan Galatasaray Fenerbahçe basketbol maçında çıkan olaylara sesini çıkarmayan,8 yaşında bir çocuğun üstünde Fenerbahçe forması var diye ağızlarından salyalar akarak çocuğun üzerine yürüyen, o küçücük çocuğa etmedikleri küfürler bırakmayan ve çocuğu ve aliesine saldıran, formasını çıkarttırıp oradan uzaklaştırmaya çalışan ve çıkaran ve dahada olmadı deyip üzerindeki Fenerium dan aldığı eşofmanı ters giydirip, o çocuğun pisikolojisini mahvedip korkudan titreten, bu ağzından salya sümük akan hayvanlara neden bir şey yazmadınız. Neden neden neden..Bumudur sizin tarafsızlığınız.8 yaşındaki çocuktan bahsediyorum. Oysa o Fenerbahçeyi ve taraftarını yerden yere vurduğunuz şükrüsaraçoğlu stadında maçta galatasaray formasıyla küçücük bir çocuğun maç seyrettiğini.Kimsenin en ufak bir kötü kelime sarf etmediğini hatta ve hatta o çocuğa takılıp sizi yine yeneceğiz yine üzüleceksin gibi esprili takılmaları, saçlarını okşamalarınıda görmediniz duymadınız.Abdi ipekçide çıkan olaylarıda ,Adnan polatın sahanın ortasına geçip omuz omuza yapmasınıda görmediniz.Elbette sevineceksin ama olayların olduğu maçta sanki tasvip edermiş gibi oraya gidip sporcularınızla omuz omuza yapamazsınız.Yine Görmediniz ,duymadınız. Dimi ? Hak edene hak ettiği değeri vereceksiniz. Ben sizden bunu beklerim.İşte size iki kulüp ve yöneticilerinin arasındaki fark.Buda FENERBAHÇE büyüklüğü olsa gerek.Boşuna dememiş rahmetli Halit Çapın ağabeymiz “BİZ FENERBAHÇELİYİZ,BİZDEN ÇOK ADAM ÇIKAR” diye. ( nur içinde yatsın )

10 Kasım 2009 Salı

Ali Koç ve meali

* Roberto Carlos'un gidip gitmemesi beni o kadar ilgilendirmiyor. Zorla kimseyi tutamazsınız...
Meali: Bana göre o çoktan gitti. Zaten yaşı da geldi geçiyor.

* Tek forvetli sistemde Semih sıkıntıya giriyor. Olmaması gereken durumda kulübede oturuyor. Sahaya çıktığında da görevini yapıyor. Burada soru neden 2 forvetle oynamıyoruz...
Meali: Daum şu Semih'i harcama, takımı çift forvet oynat.

* Aklı olan başkan olmaz demiştim...
Meali: Ailem başkan olmama izin vermiyor.

* Benim çocuklarım başka bir takımı tutarlarsa ya hayatta olmam ya da onlara bakış açım değişir...
Meali: Herşey net. (Bu düşünceye ben de katılıyorum)

Takdir edersiniz ki mealler bana ait. Dolayısıyla katılmadığınız durumlar olacaktır.

ÖZLÜYORUM

ataturk ÖZLÜYORUM

ŞANLI TUNCAY

tuncayruh ŞANLI TUNCAY

4 Kasım 2009 Çarşamba

PAPAZIN ÇAYIRINDAN ALINTI

Aynısını Bir GS’li Yapsa Kıyamet Kopmuş Gibi
Ağlardık!



Roberto Carlos'un Keita'nın apış arasına tekme attığını gösteren o görüntü. Çirkefsin Roberto, Hainsin Roberto.

İşte sonunda itiraf ediyorum. Tane tane gideceğim, 1) Ercan’ın yaptığını GS’li biri yapsa kıyamet kopmuş gibi ne demek, ahiret hiç yokmuşçasına ağlardım. Yapardım bunu. Düşün bir Galatasaray - Fenerbahçe maçında Galatasaray galip gelecek bir Galatasaraylı da “nasıl siktik ama” diyecek! UUU. Vaaay. İşte bunu kabul edemem. Bu zamana kadar hiçbir Galatasaraylı yorumcunun da böyle konuştuğunu zannetmiyorum. Peki nasıl kınardım? Elbette Galatasaraylı kardeşlerim, objektif Galatasaraylı arkadaşlarım gibi! Amına koyayım yazardım, orrrrrrrrrrrspu çocuuuuuuuuu diye bağırırdım, türlü çeşit cinsel fanteziyi detaylı bir şekilde zikrederdim. Neden? Çünkü küfür edilmesine çok karşı bir insanım ben. Belirli konumlara gelmiş insanlar arkadaşları arasında şakalaşamaz, şakalaşırken küfür edemez, çünkü bu görüntüler montajlandıktan sonra bir kasette 3 sene saklanıp yeri geldiğinde Feysbuktan, Youtube’dan yayınlanabilir. Bu normal. Bu doğal. Küfretmek? 0 yanlış. Amına korum küfredenin. Yarraklar! Terbiyesiz herifler! İlkesizler!

2) Keita bir azizdir. Bunu burada bir kere söyleyelim. Kendisi bir futbol kahramanıdır, takımı için yumruğu Roberto Carlos denilen bücürün gözüne basmış, sümsüğü yapıştırmıştır. Bu durum objektif ve ahlaklı GS’li arkadaşlar gibi at gözlüğü takmadan tepki verirsek, keşke uçan tekme de ataydı, kafasını da yaraydı, üstünde zıplayaydı da diyebiliriz. Buna kırmızı kart veren hakem de Fenerbahçe yanlısı taraflı bir insandır. Niye? Çünkü tahrik edene kırmızı yok, yumruğu çakana, delikanlıya, has erkeğe kırmızı var! Yok ya! Misal sen şimdi birini tahrik ettin, üncük dedin, bacağına sarıldın, o da çekti seni 4 yerinden vurdu, mermi manya yaptı. Bu durumda ne olur? Tabi ki vatan için kurşun atanda, yiyende. Haklıdır adam. Tahrik etmeyeydin, kurşunları yemeyeydin. Bu konularda farklı düşünen ve maktülü vuranı cezalandıran Türk Ceza Kanunu da Fenerbahçelidir. Taraflıdır. At gözlüklüdür. Niye? Çünkü Çatlı abimize suçlu, Keita’mıza da neler neler diyorlar. Halbusi tam tersine olması lazım. Vurulan suçlu, vuran güçlü, haklı. İşte objektif yorum. İşte tarafsız, ahlaksız, lafı gediğine koyan, analiz.

3) Metin Özülkü Shabani Nonda ile bir gece geçirsin demek seviyeli, hak edene hak ettiği gibi hak ettiği dilde eleştiridir. Galatasaray’ı yendikten sonra amına bile koyduk ama demek ise alenen terbiyesizlik. Yani Metin Özülkü’nün, gerçek bir şahsın, Shabani Nonda ile cinsel bir ilişki kurmasını ima edebilirsin, ama futbol muhabbetlerinin en sıradanı olan bir takım diğerini yendikten sonra koyduklu koymadıklı muhabbeti yapamazsınız. Nitekim Ali Sami Yen Tribünleri, Ultraslan kafilesi, Galatasaray taraftarları hayatta koymalı moymalı muhabbet yapmamışlardır. Dolayısıyla kabul etmemiz gerekir, makul eleştiri herhangi bir Galatasaraylının yaptığı herhangi bir eleştiridir, makul olmayan, ahlaksız olan, at gözlüklü eleştiri bir Fenerbahçelinin yaptığı herhangi bir eleştiridir. Eleştirinin / analizin içeriği bu durumu değiştirmez.

4) Galatasaray çok büyük lan. Olm kupaları var. Platininin sözü var. Bizim tek amacımızsa Galatasarayı yenmek. Çok seviniyoruz lan Galatasaray’ı yenince, sezon bitiyor bizim için. Oh diyoruz, rahatlıyoruz, sonra koy götüne rahman gitsin. Ama Galatasaray öyle mi? Fenerbahçe’yi yendikten sonra bir beis, bir sıradanlık, Fenerbahçe maçlarında bir rahatlık, özenmemek elde değil. Hele Fenerbahçe yendikten sonra yaşadıkları o naif umursamazlık, o “bizim için bu hiçbir şey ifade etmiyor” duygusu, 1 hafta boyunca süren yakarışlar, Bünyamin Gezer’den başlayıp, stadda, teknik direktöründen başkanına kadar süren dert yanma, yerinme, isyan etme, sahada yumruk atan futbolcuyu aziz yumruk yiyeni çirkef ilan etme, adamın üstüne “a… s…. Adam ol” diye koşan arkadaşı kral, nasıl koyduk diyeni istifaya davet eden eşitlikçi, adil, makul tutum? Platininin sözüne ekstra kat çıkmak istiyorum, “Büyük takımlar kazandıkları kupalardan, küçük takımlar büyük takımları yenmelerinden, rezil takımlar ise nasıl yenildiklerinden bahseder” Galatasaray’ın vakur duruşu, bundan.

3 Kasım 2009 Salı

TEŞEKÜRLER ANTU


Geçmişten Ders Aldık mı? Göreceğiz...
Bir ülke düşünün ki, medyasının her köşesini tutmuş Galatasaraylılar bin bir rezilliğe rağmen görevlerine hiç bir şey yokmuş gibi devam ediyorlar. İçlerinde kimler yok ki? Yatakta kadın dövüp, ekranda çiçekten, böcekten bahsedenlerden mi? Yoksa şeref tribününde zil zurna sarhoş Fenerbahçeli yöneticilerle kavga edenler mi? Yoksa Galatasaray forması giyip gittiği lokalde Fenerbahçe`ye koro halinde edilen küfürlere ağzından köpükler saçarak katılan burma bıyıklı kalemşörler mi? Bunlar yalnız görüntülerle ispatlanan rezaletler. Kim bilir biraz daha incelense daha neler çıkacak?

Ama bir Fenerbahçeli önemli bir göreve geldiği zaman, kendi camiasının içinden çıkanların yol açtığı bu rezaletlere hiç sesini çıkarmayan, hatta konumlarını güçlendirmekten de geri kalmayan Galatasaray camiası, hırsızlık yapılarak elde edilmiş görüntüleri şantaj malzemesi olarak kullanıp kimseye ahlak dersi veremez, ortalığı yangın yerine çeviremez. Herkes önce kendi kapısının önünü temizleyecek. Yok öyle yağma!

Galatasaray`ı böyle zavallılaştırmaya kimsenin hakkı yok. Hırsızlık yoluyla elde edilmiş ve şantaj yoluyla etkili olabilmesi için 3 yıl bekletilmişmiş görüntülerin ardına sığınıp Fenerbahçe`ye Kadıköy`de karşı 10 yıldır yaşadığınız ezikliği bu tür ahlaksızlıkların ardına sığınarak ört bas etmenize en azından Fenerbahçe taraftarları olarak izin vermeyeceğiz. Sizlere bu filmin sONunun olmadığını sonsuza kadar hatırlatacağız.

Bu rezillikten rant etmeye çalışan sadece Galatasaray camiası değil tabi. Ercan Saatçi Türkiye`nin en büyük gazetelerinden birinin spor koordinatörü olunca tezgahı bozulanlar da harakete geçti. Bazı tetikçi internet sitelerinde bunların kim olduğunu, bu komplonun içinde medya dünyasından kimler olduğunu ve beslendiğini görüyoruz. Türkiye Spor Yazarları Derneği`nin yaptığı açıklama da bu konuda ipuçlarıyla dolu.

Benim dikkatimi çeken asıl önemli konu şu, Türkcell Süper Ligi`nin yayıncı kuruluşu Lig Tv`nin resmi internet sitesinin bu konuda resmen taraf olması ve Ercan Saatçi`yi linç kampanyasının adeta bayraktarlığını yapması. Kanıt isteyenlerin ligtv.com.tr`nin Genel Yayın Yönetmeni Cem Kurel`in bugünkü yazısını okumalarını öneririm.

Bütün bu rezillikler, ligimizin yayıncı kuruluşu Lig Tv`nin, bir spor kulübüyle iş ortaklığı kurmasının doğal sonuçlarıdır. Sen GS TV`yi şifreleyip bünyene katarsan, iş ortağının ortağının açtığı linç kampanyalarına, komplonun medya ayağı olarak ister istemez katılırsın.

Maç görüntülerini didik didik ederek iş ortağının en büyük rakibi Fenerbahçe`nin açığını ararsın ama biri çıkar da senin görüntülerini delil olarak kullanıp iş ortağının suçlu olduğunu kanıtlarsa bütün olanaklarını kullanıp yalan olduğunu bile bile "Su bardağını Fenerliler attı" diye uyduruk haberler yapıp Galatasaray`ın avukatlığına soyunursun.

Fenerbahçe`nin maçının iptal edilmesi ve ağır cezalar alaması için kampanyalar açarsın. Vicdanı ve zihni hür hiç kimsenin penaltı diyemeyeceği bir pozisyona hakem eskisi yorumcun rahatlıkla "penaltı" der.

Galatasaray ve Lig TV iş ortaklığı , hakemlerin ve federasyonun tehditle sindirildiği, istemedikleri kişilerin önemli mevkilere gelmesini engellemek için şantaj ve hırsızlığın olağan ve makbul sayıldığı bir döneme girdiğimizi artık gözlerimize sokmuştur.

Fenerbahçe camiası artık hayallerden arınmalı ve gözlerini dört açmalıdır. Yaşadığımız rezilliklere ciddi tepki verilmelidir. Denizli`de yaşadığımız acıyı tekrar yaşamak istemiyoruz. Yöneticilerimizin geçmişten ders aldıklarını göstermeleri lazım.. Bu yıl da gidişatın o kabus sezonla aynı olduğunu, o tarihte şampiyonluğumuzu çalan kirli ittifağın ustası oldukları sinsi planlarını yeniden uygulamaya soktuğunu görmeleri lazım.

Testi kırıldıktan sonra her şey boş...

Bülent Gündüz
hermes@antu.com

2 Kasım 2009 Pazartesi

Bilica benim..!!

Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Galatasaray maçından önce saha içinde çıkan olaylar sonrasında televizyon görüntülerine dayanarak Bilica'ya verdiği 3 maçlık cezayı Fenerbahçe'nin yaptığı itirazı reddederek, oy çokluğuyla onamış..!!
Şimdi önümüzdeki 3 maç defansta Bilica'sız olacağız..!!
O olmazsa Önder var, Önder olmazsa Bekir var, Bekir'de olmazsa Edu var, Lucio var Uche var ben varım , biz varız anasını satayım...!!
Devam edin böyle, yanlız bir şeyinde farkına varmanız lazım, bu gibi üçkağıtlar, lobi çalışmaları, bel altı vurmalar bu takımın taraftarını daha da motive eder, daha da hırslandırır sonra demedi demeyin..!!
Şimdi sırada 2 maçlık cezayı 3-4 maça çıkartmak var..!!

Emsal'e Gel !

Her sene aynı filmi görmekten, aktörleri değişen ama muazzam teatral yetenekleri değişmeyen tiyatroları izlemekten biz çoktan sıkıldık. O nedenle üzerinde yorum bile yapmazdık bunların. Ama son maçla ilgili olarak beklenen ceza konusundaki emsal anlayışı, üzerinde yorum yapılmayacak gibi değil. Büyük tribüncü Haldun Üstünel buyurmuşlar;

".......Bizim sahamızda yaşanan ve aldığımız bir ceza vardı. Bunun bir emsal teşkil etmesini bekliyorduk. Emsal teşkil edecek bir karar çıkması bizi memnun ederdi......."

Geçen sezon ki (12 Nisan 2009) meşhur kavgalı maçtan mı bahsediyor acaba diye düşündük önce. Ama olamazdı, çünkü Galatasaray o maçta 1 maç seyircisiz, 1 maç da saha kapatma olmak üzere 2 maç ceza almıştı. Dolayısıyla Haldun Bey'in Fenerbahçe'ye verilen 2 maçlık seyircisiz oynama cezasından dolayı yaşadığı hayal kırıklığı o kavgalı maçla ilgili olamazdı. Demek ki daha önceyi, yani 19 Mayıs 2007 tarihini işaret ediyordu Haldun Üstünel..

19 Mayıs 2007'de oynanan maçta yaşananlarla, geçtiğimiz hafta oynanan son maçta yaşananlar aynı dereceye sahip Haldun Bey'in gözünde.. Ne yaşanmıştı peki 19 Mayıs 2007'de ? Balık hafızalı toplumuzdur elbette ama hafızası keskin olanlar da vardır. Tam 12.000 koltuğun sahaya atıldığı, yüzlerce pet şişenin, cep telefonunun, pilin, bozuk paranın, taşın, çakmağın atıldığı, hakemin maçı durdurup soyunma odasına gittiği bir maçla geçen hafta sonu oynanan son maçı aynı derecede olaylı görmek, kelimelerle izah edemeyeceğimiz anlaşılmaz bir bakışın örneği malesef. Bu iki maç nasıl aynı olur yahu ?

Fenerbahçeli futbolcular tribünden atılan pet suyu gözlemciye ahlar vahlar arasında koşarak götürecek kadar teatral yeteneklere sahip değiller malesef..(Zaten hangi birini götüreceklerdi ki..) Ali Sami Yen tribünlerindeki taraftarlar sahaya yüzlerce koltuk, su, telefon, para, taş vs. atmalarına rağmen maşallah o kadar yufka yürekliler ki, kimseye birşey isabet etmemesine o derece dikkat ediyorlar. Ama Şükrü Saracoğlu'ndaki taraftarlar attıkları tek tük maddeyi direk 4.hakeme isabet ettirebilecek kadar gaddarlar mazallah !! Mantık bu olmalı. Çünkü bir tarafta bin atılmış, diğer tarafta on atılmış olmasına rağmen ikisine de aynı ceza bekleniyorsa bundan dolayı bekleniyordur herhalde. "Biz bin attık ama kimsenin kafayı yarmadık. Ayrıca siz de bizim attıklarımızı koşarak gözlemciye götürseydiniz kardeşim, bize ne !"

Kaldı ki o maça 5 maç ceza verilmişken son maça 2 maç ceza verilmesi üzerine çıkıp Fenerbahçe nümayiş yapsa başı ağrımaz. O maç 5 maçlık cezaysa, bu maç nasıl 2 maçlık ceza olur ? Sadece sahaya atılan maddelerin sayısal adedi bile 2'ye 5 oranından kat be kat fazladır 19 Mayıs 2007 tarihindeki maçta.. 19 Mayıs 2007 tarihindeki maçla 25 Ekim 2009 tarihindeki maç arasında tek bir benzerlik vardır, ikisini de Fenerbahçe kazanmıştır. 19 Mayıs 2007'deki maçla ilgili birkaç hatırlatıcı fotografı da aşağıya koyduk. Bilen zaten biliyor da, maksat nostalji olsun işte..

Değinmek istediğimiz bir başka konu da "Ne var kardeşim 10 senedir Kadıköy'de yeniyorsanız. Bizim sahamızda da hep biz yeniyoruz" karşı refleksi. Haldun Bey'in basın toplantısında da bu minvalde birkaç cümlesi var. Bunun üzerine uzun uzadıya yazacak değiliz. Arşiv denen birşey var. Bakarsınız, görürsünüz. Fenerbahçe'nin Kadıköy'de son kaybettiği maç 1999-2000 sezonunun ilk yarı karşılaşması. 22.12.1999 tarihinde oynanmış. O tarihten bu yana Galatasaray'ın sahasında da 10 lig maçı oynanmış. 9 tanesi Ali Sami Yen, 1 tanesi Olimpiyat Stadında. Fenerbahçe'nin bu maçlarda 3 galibiyeti (26.03.2000/1-0, 27.11.2005/1-0, 19.05.2007/2-1), 3 beraberliği (26.11.2000/0-0, 21.09.2003/2-2, 12.04.2009/0-0), 4 de mağlubiyeti var. Yani 10 maçta 3 galibiyet, 3 beraberlik, 4 mağlubiyet var.. Peki diğer tarafta ne var ? 10 maçta 10 mağlubiyet var.. Neresi aynı bunların ?

Kaldı ki, geçen sezon 4-1 kazandığımız maçtan sonra şurada dayazmıştık. Galatasaray'ın Kadıköy haleti ruhiyesi 10 senelik hadise değil. 10 sene önceki son Kadıköy lig maçı galibiyetlerinden daha önceki son Kadıköy lig maçı galibiyetleri de 11 Nisan 1993 tarihinde. Arada da 1998 yılında kazandıkları bir TSYD Kupası maçı var Kadıköy'de. Yani son 17 senede Kadıköy'de sadece 3 galibiyet. Bunlardan biri de lig değil, turnuva maçı.. Bir sene değil, beş sene değil.. Hepsinde de mi bir ketenpere vardı be mübarek ?..

Her Kadıköy mağlubiyeti sonrası düzenlenen basın toplantısının klasik başlangıç cümlesi olan "Biz yenilgiye kılıf aramıyoruz, mazeret üretme niyetinde değiliz, ancaaaaaak...." tarzından bizim herhangi bir memnuniyetsizliğimiz yok, olamaz da.. Yazının en başında da belirttiğimiz gibi biraz sıkkınlık ve bıkkınlık veriyor sadece.. Karşı yaka sakinleri memnunlarsa tablodan, bizim için hiç sorun yok.. Çünkü bizim "Acelemiz yok, işimiz bu..."






BUNLARI DA TAKİP EDİN

Bu Blogda Ara

İzleyiciler