26 Temmuz 2010 Pazartesi

Arap Şunlara Kafa Atsana!

"Gece pavyonda dansöz oynatıp,
sabahında Galatasaray'a 5 çeken takımın banko bek'i..
Mevzu yapılamazdı Kadıköy'de onlar olduğunda..
Arap'tı o.. Arap İsmail.."


-İsmail abi kaç yaşındasın, futbola ne zaman başladın kısaca anlatır mısın?

“1961 İstanbul doğumluyum, futbola Sarıyer’de başladım sonra Gaziantepspor’da oynadım 1982-83 sezonunun başında da Fenerbahçe’ye transfer oldum. Fenerbahçe’de 11 yıl top oynayıp 1993-94 sezonunda jübile yaptım.”

-Anteplisin değil mi?

“Yok hayır, Rizeliyim.”

-Abi Rizeliler açık tenli olur, senin gibi kapkara Rizeli zor bulunur. Senin bu Araplığın nereden geliyor?

“Aslında ben Arap falan değilim, lakabım Arap. Yıllarca hep bana ‘Arap İsmail’ dendi, kısaca Arap derlerdi, o tenimin esmerliğinden geliyor, memleket ise Rize.”




-‘Herkes bana Arap diyor’ dediniz. Ben birini hatırlıyorum o da size Arap diyordu, Gerson.

“Gerson bana ‘Ayap’ derdi. Arap demeye dili dönmüyordu. E Tabi takımda herkes Arap aşağı Arap yukarı deyince bizim Brezilyalı Gerson da ki, kendisi zenciydi, o da bana Arap diyordu. İlk dediği zamanı hiç unutmam, bu yeni gelmişti takıma, Dereağzında idman yapıyoruz, baktım Gerson ‘Ayap topu at’ diyor. ‘Ulan ben Arapsam sen Arabın önde gidenisin’ demiştim, herkes gülmüştü.”

-Abi yoksa senin bu Arap lakabı kabadayılıktan dolayı da takılmış olabilir mi? Genelde alemde racon sahibi babaların isimlerinde hep Arap sıfatı vardır.

“Bilmem olabilir. Kabadayılık vardı biraz, öyle haksızlığa gelemem, hemen tepki veririm, arkadaşım kavga ediyorsa yerimde duramam hemen ben de girerim, böyle bir yapım var benim.”



-O arkadaşlardan biri kabadayılığı ile ün salmış Abdülkerim miydi?

“Apo benim çok iyi arkadaşımdı, onunla ölüme bile gidilirdi, öyle sağlam arkadaştı, hala görüşüyorum kendisiyle, o benden daha fazla kavgacıydı ama, ben durduk yere kavga etmezdim, yeri gelince ederdim.”

-Mesela bir Samsun olayı var onun gibi mi?

“Samsunspor maçı tam faciaydı, 87 senesiydi, Samsun’da oynuyorduk, ortalık karıştı, herkes tekme tokat birbirine giriyordu, ben de bir baktım arkadaşlarım kavganın göbeğinde duramadım doğal olarak müdahele ettim, sonra maç yarıda kaldı.”



-Daha sonra ne oldu?

”Ne olacak, ben 4 ay ceza aldım, Federasyon bizim takımdan tam 7 futbolcuya aylarca ceza verdi. Çok ağır ödedik o kavganın faturasını.”

-80’li yılların Fenerbahçesi çok renkli bir takım, olacak o kadar ceza çünkü öyle film isimler varmış ki o takımda.

“Vardı tabi Apo, Arif abi en baştaydı zaten.”

-Arif abi nasıl biriydi?

“Mükemmel bir insandı, çok dürüsttür, çok da özel yetenekli bir futbolcuydu ama gece hayatı nedeni ile kendine çok yazık etti.”

-Siz de çok gezer miydiniz onlar gibi?

“Her futbolcu gezerdi sadece ben değil ama Arif abi ile Apo daha bir başka gezerdi, onların hızına kimse yetişemezdi. Mesela beni ilk gezmelere Arif abi çıkarmıştı, ben İstanbul’da hiçbir yer bilmezdim, Arif abi ise her yeri karış karış bilirdi, yeni açılan mekanları, en güzel gazinoları falan hepsini bilirdi, oralarda herkesi tanırdı, yanında beni de götürürdü ama ben onlar kadar fazla gezmezdim.”

-Neler yapardınız peki?

“Bizim zamanımızda öyle play-stationlar, lap-toplar, mp3 çalarlar falan yoktu, biz arkadaşlarla hep beraber takılırdık, aile gezmeleri yapardık, akşamları yemeklere giderdik, genelde toplu halde gezerdik, hatta Galatasaray’dan, Beşiktaş’tan arkadaşlar da olurda yanımızda. Kamplarda birkaç kişinin odasında toplanırdık, makara yapardık, kağıt oynardık, çok da güzel eğlenirdik.”

-11 sene Fenerbahçe’de oynadınız en güzel anınız neydi?

“103 golle rekor kırarak şampiyon olduğumuz sene her şey mükemmeldi onu unutamam.”

-En kötü anınız hangisiydi?

“Aydınspor’a 6-1 yenildiğimiz maç, o çok kötü bir anıydı.”

-Sizin rahmetli Özal ile de bir anınız olmuş onu anlatır mısınız?

“84-85 sezonunda Ankara’da Gençlerbiriliği ile oynuyoruz, yenmemiz gerek ama 1-0 yenik duruma düştük, sonra gol de atamadık artık maç bitti bitecek ama biz bir türlü golü bulamıyoruz, umudumuz da kalmamış. O arada tribünde rahmetli Özal da var, maç öncesi biriyle iddiaya girmiş, 1-1 biter diye. Son dakikalarda onun da umudu bitmiş. Neyse maça dönelim tekrar dakika 86 bir top geldi önüme, vursam mı vurmasam mı düşünürken, vurdum ama arkadaşlar bana vur-ma diye bağırdı çünkü çok zor pozisyondu ve şansımı fazlasıyla zorlamıştım ama top gitti kaleye gol oldu hem de öyle güzel bir gol oldu ki yılın golü seçildi. Maç benim o golle 1-1 bitti. Soyunma odasına rahmetli Turgut Özal geldi, beni buldu, ‘teşekkür ederim sana, iddiaya girmiştim, mahçup etmedin beni’ dedi.”

-Abi senin gollerinde vardı bir tanesini hatırlıyorum Atalanta’ya atmıştın, ayrıca sağ bek olmana rağmen penaltıları da sen kullanıyordun.

“Evet takımın penaltıcısı bendim, Aykut, Tanju varken de ben atardı, penaltı kararlılık gerektitir, teknik ve aynı zamanda sert vuruş gerektirir, kendine güven gerektirir, bu özellikler ben de vardı.”

-Peki milli maç anıları?

“Biz milli maçlara korkarak çıkardık, 3 mü 5 mi yiyeceğiz diye çok korkardık. O zamanlar senede 1-2 milli maç oynanırdı. İstanbul’da İngiltere’den 8 yediğimiz maçta ben de oynadım, maç sırasında Abdülkerim’in bileği dönmüştü, oyundan çıktı yedek kulübesinde rahmetli Candan Tarhan’ın yanına oturdu. O sırada milli takım teknik direktörü Candan Hocaydı. Durum 5-0 olmuş, Candan Hoca Apo’ya dönüp, ‘Apo fark olacak galiba’ demiş. Apo daha sonra bize bu olayı anlattı çok gülmüştük.”

-Abi senin lakabın Arap’tı, başka ne lakaplar vardı?

“Rıdvan Şeytan, Turhan Rambo’ydu, Erdi’ye ‘Takız’ derdik, onun dili peltekti sakız diyemezdi, Hakan’a Lazo derdik, Nezihi’ye de Deli derdik.”

-Gerçekten deli miydi?

“Bayağı deliydi, boş yere deli denmez ki insana, manyaklığından geliyordu lakabı, maçlarda garip deli deli hareketler yapardı.”

-Peki abi bir çok hoca ile çalıştın örnek aldığın biri var mı?

“Hiddink başkaydı, ben de teknik direktörlük yapıyorum ve onu örnek alıyorum, yanında tam 3 ay kaldım Eindhoven’de, Mardin’de, Sarıyer’de, Sivasspor ve son olarak Malatyaspor’da teknik direktörlük yaptım ve Hiddink’ten öğrendiklerimi uyguluyorum. Onun dışında Veselinoviç ile Stankoviç de iyi hocalardı.”

-Veselinoviç nasıl biriydi?

“Çok şakacı, futbolcularla diyaloğu iyi olan, bana bir tek o ‘Arap’ demezdi.”

-Ne derdi peki?

“Çocuk derdi, beni ufak tefek görüyordu herhalde o yüzden hep ‘çocuk’ derdi.

-Abi rakiplerinizle aranız nasılı saha dışında, mesela Fatih Terim Galatasaray’ın kaptanıydı. Görüşür müydünüz kendisiyle?

“Çok sık görüşmezdik ama Fatih Terim’i dışarıda görürdüm, karşılaşırdık yani tesadüfen öyle bir samimiyetimiz yoktu ayak üstü sohbet ederdik, ayakkabısının arkasına basarak yürürdü onu hatırlıyorum. Şimdiki hali ile arasında dağlar kadar fark var.”







-Saha içinde rakiplerinizle aranız nasıldı, neticede sen bir savunma oyuncusuydun, sertlikler oluyor muydu?

“Ben en çok Trabzonsporlu İskender ile kapışırdım, sahada her karşı karşıya kaldığımızda da tekme atardım, sert oynardım ona karşı, napayım durdurmak için başka çarem yoktu.”

-Kızar mıydı?

“Bana hiç kızmazdı çok severdi beni hatta ‘sen istersen ayağımı kır ama Müjdat yanıma bile yaklaşmasın’ derdi.”

-Müjdat ile derdi neydi?

“Bilmem ona gıcıktı, ‘Müjdat’a uyuz oluyorum,, sen vur ama o vurmasın’ derdi.

-Abi senin zamanında Aziz Yıldırım gibi, Ali Koç gibi yönetici ve başkanlar yoktu, o dönemki idarecilerinizle aranız nasıldı?

“Eski yöneticiler çok ilgilenirlerdi bizimle mesela Futbol Şube Sorumlumuz Aziz Yılmaz abi vardı, sahada bize bir şey olsa hemen o da sahaya dalardı, dışarıda da çok yardımları olurdu bize, manevi yönden de maddi yönden de destek olurlardı.”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BUNLARI DA TAKİP EDİN

Bu Blogda Ara

İzleyiciler