3 Ağustos 2009 Pazartesi

03 AĞUSTOS 2009 PAZARTESI

Seri Kaldığı Yerden Devam Ediyor

İzmir'deki Türkiye Kupası finaline kadar, Fenerbahçe ile Beşiktaş arasında oynanan son 6 maçın altısını da Fenerbahçe kazanmıştı. İzmir'deki mağlubiyetle ara veren seri, bu geceki Süper Kupa finaliyle start verdi yine. Böylelikle son 8 Fenerbahçe-Beşiktaş maçında 7 galibiyeti buldu Fenerbahçe. Son yıllarda bu kadar çok ve sık yendiği rakibine karşı son 8 maçta kaybettiği tek maçın Türkiye Kupası finali olması ayrı bir ironi. Hani insanın "ya finalde de Beşiktaş gelmiş işte, daha ne istiyorsun, nasıl bu finali kaybedersin" diyesi geliyor. "Süper Kupayı kaldırdığımız bir akşam ne İzmir'i, ne Türkiye Kupası kardeşim" diyebilirsiniz belki ama, böylesine sık yendiğimiz bir rakip olunca mevzu, insan hayıflanıyor işte.. Her neyse..

Fenerbahçe-Beşiktaş derbi istatistiklerinde durum bir kısım tarihçiye göre 121-119, diğer bir kısım tarihçiye göre de 121-117 oldu. Önde olan her ikisinde de Fenerbahçe.. Atılan gollerde de durum 440-409 Fenerbahçe lehine..

Her iki takım da bize göre tam hazır olmadığı için, sahadaki futbolu uzun uzadıya irdelemenin pek de mantıklı olmayacağını düşünüyoruz. Biraz daha zamana ihtiyaçları var her ikisinin de.

Velhasıl fazla söze hacet yok. Güzel bir gece oldu. Sezona kupa ile başlamak, hem de ezeli ve çifte kupalı rakibi yenerek kazanmak elbette ki oldukça keyif verici bir Fenerbahçeli olarak benim açımdan.. Tebrikler ve teşekkürler Fenerbahçe...

2009 Süper Kupa Finali:

Beşiktaş: 0 - Fenerbahçe: 2

Stad: Atatürk Olimpiyat
Hakemler: Yunus Yıldırım, Serkan Gençerler, Volkan Narinç.

Beşiktaş: Rüştü, Erhan (Rıdvan), Ferrari, Sivok, İsmail, Tello (Holosko), Ernst, Fink, Yusuf (Nihat), Bobo, Nobre.

Fenerbahçe: Volkan, Gökhan, Önder, Bilica, Vederson, Kazım (Deivid), Baroni, Emre (Selçuk), Andre Santos (Uğur), Alex, Guiza.

Goller: Alex (Dk.75 pen. ve Dk.90+1)

23 Temmuz 2009 Perşembe


Fenerbahçeli Olmak

Fenerbahçe kelimesini büyülü bulmaktır
Fenerbahçe kelimesi altında gizlidir
Fenerbahçe yazarken baş harfini küçük yazdım diye‚ derin bir sancı duyup düzeltmektir.

Fenerbahçeli Olmak

Sarıyla‚ laciverttir.
Sarı ve lacivertin verdiği huzuru hissedebilmektir.
Kırmızı giymemektir.
Sarının nurunu yüzünde‚ lacivertin asaletini yüreğinde hissetmektir.
Sarı sesini duyduğu zaman düşünmeden lacivert diye tepki vermektir.

Fenerbahçeli Olmak

Yenilgiden sonra bile‚
dışarıda Fenerbahçe formasını gururla taşıyarak dolaşmaktır.
Mağlup olunan maçtan sonra bile
mücadele eden takımını alkışlamaktır.
Şampiyonluk kaybedilse bile‚
balkona Fenerbahçe bayrağı asmaktır‚
üzerine asil çubuklu forma varken‚
başın dik yürüyebilmektir.
Apartmanda boydan boya asılı başka bir takımın bayrağını görünce‚
kendi balkonun derhal Fenerbahçe bayraklarıyla kapatıp orda farklı bir şey olduğunu belirtmektir.
Kaçan şampiyonluktan dolayı eşinin hırstan‚
senden daha çok fanatik olması demektir.
Şampiyonluğu kaybettiğin maçta bile‚
gırtlağın patlayıncaya kadar Fenerbahçe diye bağırabilmektir.

Fenerbahçeli Olmak

Gümüşsuyundan aşağı kolkola
"Fenerbahçem benim biricik sevgilim"
tezhuratıyla‚aşağıda 25 bin beşiktaşlının olduğunu bilerek yürümektir.
"Trübünlerde‚ hep dillerde‚ bu sevda bitmez gönüllerde‚
dar ağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe" diyebilmektir.
Ailen seni arkadaşında zannederken‚
samiyen ve inönü deplasmanına gitmektir.

Fenerbahçeli Olmak

6alatasaraya gol attığımızda‚ yanıdaki renktaşa sarılıp‚
kucak kucağa trübünden yuvarlanmaktır.
Her 6alatasaray maçından sonra başı dik yürümektir.
Oturduğun apartmanın altındaki market sahibi‚
6s amblemi astığı için ondan alışveriş yapmamak‚
500 metre ilerideki Fenerbahçeli Osman Abi´den alışveriş yapmak demektir.
Tatilde Fenerbahçe havlunla güneşlenirken‚
yanından geçen ve seninle dalga geçmeye çalışan rakip takım taraftarına‚hiç istifini bozmadan elinle 6 işareti yapmaktır.
6alatasaraylıların çoğunlukta olduğu bir yerde
Fenerbahçe diye bağırmaktır.

Fenerbahçeli Olmak

Ölümsüz sevgiden‚ kara sevdaya düşmüş gibi yataklara düşmektir.
Kafada başlayıp‚ kalpte biten bir aşktır‚
öyleki sadakatsizliği kaldırmaz‚ ne vatana ne renklere.
Sevgilin "beni mi daha çok seviyorsun Fenerbahçe´yi mi" dediği zaman
"tabiki Fenerbahçe" demektir.
Sarışın sevgiliye kırmızı giymemesi için baskı yapmaktır.
Yeni kız arkadaşına derhal Fenerbahçe ürünleri almak‚
onun kafasına her zaman senin için Fenerbahçe´den sonra geleceğini sokmaktır.

Fenerbahçeli Olmak

Geçmişe bağlılık‚ geleceğe sağlam bakmak demektir.
Herşeyden vazgeçilir ama‚
Fenerbahçe´den vazgeçilmez düşüncesine erişebilmektir.
Hayata tutunacak dal kalmadığı zaman‚
tek mutluluğun Fenerbahçesinden geçtiğine inanmaktır.
Yakınlarına "eğer ölürsem‚beni Fenerbahçe bayrağıyla gömün" vasiyetinde bulunmaktır.
Artık hayatta olmayan ailesinin yerine‚
Fenerbahçe´yi koyabilmektir.

Fenerbahçeli Olmak

Sevinmektir‚ ağlamaktır.
Diğerleri gibi olmamaktır.
Gururla söyleyebileceğin aşkı yaşayabilmektir.
Cesur bir yüreğe‚
dürüst bir kalbe ve
kayıtsız şartsız sevgiye inanmayan kimse‚
bu duyguyu bilemez.

Fenerbahçeli Olmak

"Yahu sen napıyorsun? O dağları nasıl aşarsın? Sen karıncasın‚ölürsün" dediklerinde‚

"hiç olmazsa yolunda ölürüm" demektir.

21 Temmuz 2009 Salı

HERKES HADDİNİ BİLECEK


Black Stocking = 9 Subaylar = 4

Yine herkes müthiş oynadı dün akşam. Kalede Yağız, fazla top gelmemesine rağmen, Rakip takımın ender geliştirdiği atakları müthiş bir şekilde gol olmasını engelledi.Yediği gollerde takımın rahatlığından ötürü yenen gollerdi.. Özgür, çok hırslıydı. Hırslı olması gereken kişiydi zaten. Görevini eksiksiz yaptı..Müjdat, tek kelimeyle müthişti. Hatta yediğimiz ilk gol müjdatın sakatlanmasından ötürü oldu. Maçın genelinde sakat sakat oynadı ama kimse onun sakat olduğunu hissetmedi bile. Özkan, bu aralar özkana bişeyler oldu. Messi formasını üstüne geçirdiğinden beri inanılmaz hareketler ve goller atıyo. Orta sahada maestro şefi gibiydi. Goller attı, Goller attırdı.Messi vari hareketler sergiledi izleyenlere.Kusursuzdu.. Ally, her zaman olduğu gibi süperdi. Sahada sanki büyücü gibiydi. İstediği hareketleri yapıyor, Her tarafa koşuyor, goller atıyor, attırıyordu. Futbolcu simsarları gelsin izlesinler. Futbolcunun kralı burda. Ally hakettiği yerlere gelecek.. Bobo, aman Allahım bu nasıl yetenek. Bu nasıl bilek hareketleri.Cristiano Ronaldo'yla oynuyorum sandım dün akşam. Formunda en ufak bir azalma yok. İnanılmaz yeteneğe sahip.Ally için dediklerim Bobo içinde geçerli. Gelsin futbolcu simsarları izlesin. Çok uzaklara gitmeye gerek yok , futbolcunun en kralları burda.. Kaptan Emre, yine yorumu sizlere bırakıyorum. Kendi hakkımda bişeyler yazamıyorum. Yorumlarda görücez.. ( Bu arada Ally ve Bobo avşaya tatile gidiyorlar. Perşembe günü onlardan yoksunuz. Dinlenipte gelin çocuklar, size ihtiyacımız olacak ) Son olarakta,çok konuşanlara dersleri verildi. HERKES HADDİNİ BİLECEK..

TEMMUZ AYI NAKLEN YAYINLAR


21 Temmuz Salı
19:00 Hoffenheim - Fenerbahçe (Euro Futbol)
20:00 Heerenveen - Trabzonspor (Futbol Smart)
20:30 Türkiye U19 - İspanya U19 (Show TV) U-19 Avrupa Futbol Şampiyonası
22 Temmuz Çarşamba
06:00 Chelsea - İnter (NTVspor)
19:00 Bursaspor - West Ham United (Olay TV)
23 Temmuz Perşembe
21:00 Galatasaray - Tobol (Futbol Smart)
24 Temmuz Cuma
16:30 Türkiye U19 - Fransa U19 (Eurosport))
19:00 Bursaspor - Denizlispor (Olay TV)
19:15 Celtic - Al Ahly (Kanaltürk)
22:00 Tottenham Hotspur - Barcelona (Kanaltürk)
25 Temmuz Cumartesi
03:00 AC Milan - Chelsea (NTVspor)
19:00 Bochum - Trabzonspor (Futbol Smart)
21:30 Lyon - Beşiktaş (Futbol Smart)
26 Temmuz Pazar
15:15 Barcelona - Al Ahly (Kanaltürk)
18:00 Tottenham Hotspur - Celtic (Kanaltürk)
27 Temmuz Pazartesi
00:00 AC Milan - İnter (NTVspor)
17:00 Türkiye U19 - Sırbistan U19 (Eursport))
28 Temmuz Salı
21:45 Anderlecht - Sivasspor (?)
29 Temmuz Çarşamba
19:30 Boca Juniors - Manchester United (NTVspor)
21:45 AC Milan - Bayern Münih (NTVspor)
23:30 Beşiktaş - Porto (Futbol Smart)
30 Temmuz Perşembe
19:30 Boca-Manchester mağlubu/ Milan-Bayern mağlubu (NTVspor)
21:45 Boca-Manchester galibi / Milan-Bayern galibi (NTV/NTVspor)
31 Temmuz Cuma
18:00 Eskişehirspor - Ankaraspor (TRT)
20:00 Gençlerbirliği - Ankaragücü (TRT)
1 Ağustos Cumartesi
18:00 TSYD Ankara 3.lük maçı(TRT)
22:00 TSYD Ankara Final (TRT)
2 Ağustos Pazar
21:00 Beşiktaş - Fenerbahçe (Fox) Süper Kupa
Credit:Tribündergi

CRISTIAN VE DOS SANTOS


Fenerbahçe'nin iki yeni transferi Cristian ve Dos Santos için Alper Öcal dostumun dün gece yazdığı yazıyı tavsiye ederim. Brezilya Ligi, mutfağa çay tazelemeye gidip geldiğinde bile topun aynı adamda olduğu bir lig olduğundan ben seyredemiyorum. Dos Santos için bir İtalyan gazetecinin yorumu "Maicon'un sol ayaklısı" olmuştu. Sol açığı teslim alacak ve çok iş yapar. Cristian'ın Maldonado ve Josico'dan kötü olma şansı var mı? Tecrübeli bir ön libero daha iyi tercih olabilirdi. Inter'de kapı önüne koyulan Patrick Vieira mesela... İki Brezilyalı da Daum'un laptopundan çıkmadır, buna eminim. Bir stoperle transferi kapatmayı hedefliyor Fenerbahçe. İki Brezilyalının transfer maliyetlerine gelince Dos Santos için 7 milyon, Cristian için 5 milyon euro bonservis ödediği yazılmış dış basında.

Vedat Okyar (1945 - 2009)

Ölmez dediğimiz insanlar, hiç ölmeyecek sandığımız adamlar birer birer göçüyor. Her göçen de bizden bir parçayı yanında götürüyor. Gönlümüze hüznü doldururlarken en ağdalısından, aslında bir de mesaj veriyorlar en hakikatlısından; "Ben sıramı savdım.. Şimdi sıra kimde ?" Kim bilir.. Belki de bizde..

Güle güle Vedat Okyar.. Güle güle candan, samimi, iyi insan.. Toprağın bol olsun, rahat uyuyasın...

17 Temmuz 2009 Cuma

DİREKLERİ DÖVDÜK


Maçın genelinde rakibe futbol nasıl oynanır gösterdik.Aramıza yeni katılan Recep müthiş oynadı.Futbolun gerektirdiği herşeyi yaptık.Ama dün bizim en büyük rakibimiz direklerdi.Geçemedik onları.Toplam 8 topumuz direkten döndü.Yanlış okumadınız 8 (sekiz).Maçın sonucu son dakilarda,Ünsal'ın orta yaptığı pozisyon gol oldu ve 4 : 3 mağlup olduk.
Goller= Emre(1)Özkan (1) Ally (1) .... Bu arada Özkanın attığı gol messi vari hareketlerle atılmış müthiş bir goldü..Çok beğendim..

KAVRULUYORUZ !

16 Temmuz 2009 Perşembe

EVLADIMA MİRAS BU SEVDA


Herkese babasından katlar,yatlar,malikaneler,saraylar kalmıyor.Baba mirası kimi zaman Fenerbahçelilik oluyor,babandan aldığın bayrağı yere düşürmemek için koşturuyorsun Fenerbahçenin peşinden,koruyorsun mirasını.Babanla oturduğun zamanda,kavga etmeden konuşabildiğin şeyler kısıtlı zaten,en iyi anlaştığın nokta Fenerbahçe oluyor.Beraber seviniyorsunuz,beraber küfrediyorsunuz,yaptığın serserilikler bile alttan alta hoş karşılanıyor,söze gelince kızılsa,nasihat edilse bile.Aynı hisleri,heyecanları o da yaşamış çünkü zamanında,ona da bu virüsün nerden bulaştığını ölüm döşeğindeki dedenizin babanıza 'Fenerin maçı noldu' sorusuyla anlıyorsunuz, sizde bu bayrağı evladınıza geçirmenin hayalini kuruyorsunuz.Halit abimizin de dediği gibi,Fenerbahçeliler baba mirasını korumayı iyi bilirler,ne pahasına olursa olsun..

SEN ÖLDÜĞÜNÜMÜ SANIYORSUN ? (2) NUR İÇİNDE YAT ÜSTAD...


İslam Çupi (1932 - 2001)

Ruhun şad olsun "Büyük Fenerbahçeli.." Seni öyle özlüyoruz ki.. Affet beni, iş güç derken 6 Şubatı kaçırdım. Seni burada anamadım. 3 gün gecikmeyle de olsa, kabul et be büyük usta...

Fenerbahçe Yenilmez

Bu bir Fenerbahçe destanıdır.
Bu 4-3'luk kupa destanını gören yaşı yirmilik Fenerbahçe taraftarı, bir 30 yıl, Galatasaray-Fenerbahçe rekabeti söz konusu olduğunda hep bu maçı anlatacaktır, bobürlenerek Fenerliliğini höpürdeterek.
Ve Fenerbahçeli bu destan maça şöyle bir kabadayılık asacaktır; "biz onlara ilk yarıda 3 gol avans verip, Galatasaray'ı kupada pacavra ettik."
Ne müthiş ne uyunamaz bir kabus ilk devresi idi Fenerbahçe için.
Baldırına çok iri bir bandaj geçirmiş bir Oğuz maç başlamadan önce çimene pek nazlı koyduğu sol ayagı ile Fenerbahçe için sakatlıktan sonra gelen bir mutluluk muydu, yoksa hiç çözülemeyecek bir bilmece miydi ?
Fenerbahçe'nin mevsim başından beri bir türlü klas ve emek disiplinine sokamadığı geri dörtlüsü, Prekazi gibi umulmadık uzak goller vuran, Uğur gibi çok ters gol kontratakları çıkaran, Tanju gibi onsekiz dışı ve içi hareketlerde esrarengiz file senaryolari yazan rakipler karşışında, ne kadar başarılı bir defans grafiği çizeceklerdi ?
Maç başladıktan sonra görüldü ki Oğuz'un o sol ayağı Tanrı'dan kendisine verilmiş bir sol ayak degil, sonradan takılmış tahta bir bacaktı sanki.
En basit top kontrolunu yapamiyor, o sihirli ve rahat diriplinglerine kisilik koyamıyor, oyunun Galatasaray orta sahasina doğru kaçışını çaresiz gözlerle seyrediyordu.
Oğuz kaybolmuştu, arkasından Fenerbahçe kaybedecekti belki de.
Çünkü alabora olan Fenerbahçe orta saha gemisinden sonra bu alanın gerisinde titrek bir filika gibi oynayan geri dörtlü, gittikçe kabaran ve haşinleşen Galatasaray denizinin üstünde fazla canlı olarak kalamayacaktı.
Maç iri bir orkinos ağı gibi örülüyordu Fenerbahçe'nin üstünde.
Çok iyi oynamaya basladığı zamanlar, eksantrik görüntülerle Galatasaray defansının önleyemediği gol pozisyonu bulduğu zamanlar, Deda'nın dönmüş düdüğüne teknik tavırlar koyduğu zamanlar.
Ne oldu biliyor musunuz ?
Fenerbahçe Galatasaray'dan 3 gol yedi.
Biri acemi savunma hareketli Ergin'in penaltısından, ikincisi rakibe sunulmuş ters bir kafa vuruşundan, üçüncüsü yan hakeme göre nizami, tv yayınına göre ofsayt kritik bir hareketten.
Fenerbahçe ile alay ediyordu, Galatasaray kale direkleri.
3-0 yenik Fenerbahçe'nin Hasan'ın ayağından çıkan volesi bile Galatasaray'ın yan odunlarından birisine vuruyordu.
Ne vardı 3-0'dan sonra Galatasaray galerisinde ?
Tribünlerin hepsinde, vatandaş tribününde, basın ve şeref tribülerinde ciklet yerine Fenerbahçe'yi ciğneyen alaylı şapur-şupurlar ve rakibini küçümseyen dudak valsleri.
Avrupa kupasında final hayali görürken kendi hayatını öldüren, Türkiye liginde ise bu yıl hiç doğmamış Mustafa Denizli'nin ortalara çıkıp, piste dikilip, kupanın hiç olmazsa yerlisinde yeni bir final hayatı araması ve bu hayatı yakaladığına inanması o kadar doğaldı ki.
Fakat o Galata Kulesi dibi eski yahudi kılıklı eskiciye benzeyen, her maçtan önce güya Galatasaray'ı ısıtan hamamcı görevini üstlenen Alman kondisyoner pandomimcisi devre biterken hangi top ilim ve irfanına sığınarak eli ile Fenerbahçe tribünlerine "beş...beş..." işareti yapıyordu ?
O eli Fenerbahçe lavabona sokar sonra.
Bitmemiş bir maçın, en tehlikeli yanı "güven"in dozudur.
Mustafa Denizli ve takımı maçın ikinci yarısına maçi kazanmış ekip güveni ile çıkarken, kendi timinin bünyesine 5 yer değişikligi ile başka bir nefes ve hırs sokan Veselinovic'in Fener ihtarını, ne Galatasaray ne de Mustafa ciddiye aldı.
Herhalde kazandığını düsünen takım, kaybetmeyi düsünmeyen bir ekiple yarışırken, ne onun kadar inançlı, ne onun kadar yırtıcı, ne onun kadar hırslı, ne onun kadar onurlu olabilir.
Bir metafizik golü atan Aykut kaybetmeyi düşünmüyordu.
İkinci devre boyunca Galatasaray yarı sahasında şeytanın bolerosundan figürler yapan Rıdvan kaybetmeyi düşünmüyordu.
Son 45 dakika inanılmaz bir fizik gücü ile orta saha oyuncusu olarak kendi geri dörtlüsünü lehimleyen Müjdat, adam markajını anıtlaştıran Nezihi kaybetmeyi düşünmüyordu.
Galatasaray yarı sahasının sol tarafına hangi sarı-kırmızılı futbolcu gelmişse, onları ayaklarından püskürttüğü eterle bayıltan Hakan kaybetmeyi düşünmüyordu.
Hele hele 90 dakikanın her dakikasında, sahanın her yerinde Galatasaray takımı ile tek adammış gibisine mücadele eden, 3 muhteşem gol atan ve şimdilerde Türkiye'nin en iyi santrforu fetvasını çıkaran Hasan, kaybetmeyi hiç mi hiç düşünmüyordu.
Bu basit bir maç değil, Fenerbahçe için bir tarih maçıdır.
Belki Fenerli bir şair, ilerde bu maç üstüne şöyle bir mısra düşürecektir.
"Fenerbahce yenilmez... Bu forma ile fazla dalga gecilmez..."
İslam Çupi (4 Mayıs 1989 - Milliyet)

MOĞOLLAR


"Ses ayarlarken cura çalıyorduk. Fener gol atınca uğurlu geldi diye bir saat sırf cura çaldık." - Moğollar.

Four Four Two Mart sayısında röportajları var. Her daim dinlediğimiz, ayrı tuttuğumuz, çok sevdiğimiz, büyük usta Moğollar Grubu'nun, tıpkı yıllarca arkasında çaldıkları bir başka büyük usta rahmetli Cem Karaca gibi hasta Fenerli olduklarını biz zaten biliyorduk. Four Four Two yayımlayınca, bloga da not düşelim, dostlara duyuralım dedik. Çal curayı Cahit Baba.. Hem Cem Usta için, hem de Fener için...

SEN ÖLDÜĞÜNÜMÜ SANIYORSUN ?(1) NUR İÇİNDE YAT ÜSTAD...


Halit Çapın (1936 - 2006)

Aslında bugün değil, 29 Temmuz Usta'nın ölüm yıldönümü.. Ama bizim iş tempomuz malum. Büyük Usta İslam Çupi'yi gecikmeli yad etmiştik. Bir diğer Büyük Usta'da, bir diğer Büyük Fenerbahçeli'de bari geç kalmayalım dedik.. Ruhun şad olsun Büyük Fenerbahçeli Halit Çapın.. Seni, kalemini ve Fenerbahçeliliğini çok özlüyoruz.. Özlüyoruz çünkü bizler desencileyin Fenerbahçelileriz.. Nur içinde yat...

Halit Çapın'ın 1987 yılındaki olaylı ve kavgalı FB-Samsunspor (0-0) kupa maçından sonra Fenerbahçe Kulübü ve futbolcularına dönemin Ali Uras federasyonu tarafından verilen cezalardan sonra kaleme aldığı yazı:

BİZ FENERBAHÇELİ'YİZ.. BİZDEN ÇOK ADAM ÇIKAR..

Merhum peder gece rüyama sokuldu usul usul... Ölürken olduğundan daha üzgündü kahrolayım... Ve dahi kırgın ve küskün... Düşleri yönetmek olanaksız...

-"Ne oluyor Fenerbahçe'ye? " diye sordu kaşları çatık...
Özlemiştim...
-"Senin Fenerbahçelilerin çoğu zaten olduğun taraftalar... Kalanlar yaşadıkları halde, sen nasılsan öyleler kanımca... O efsane kişiler, Cihat'lar, Murat'lar, Ahmet'ler, Selahattin'ler, Kamil'ler, Erol'lar, Müjdat 'lar, Fikret'ler, Halit, Lefter, Suphi, Can'lar ve diğerleri, o birbirine forma devreden yenilmez armada... Onlar bu dünyada kahırrrr... Aldırma, senin Fenerbahçe'n değil şimdikiler... İyi ki ölmüşsün... Şimdikiler devşirmeler... Ama taraftar senin taraftarın... Sencileyin bir taraftar...O yüzden oralarda sıkma canını... Sen gösterdin, senlen bildik: Biz Fenerbahçe'liyiz... Bizden çok adam çıkar...

Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon, Samsun, Altay, Gençler, Ankaragücü ve diğerleri ve hepsi olmazsa Fenerbahçe olmaz.. Kabulümdür... Ama Fenerbahçe yoksa saydıklarımın hiçbiri olmaz.. Bu lafım doğrudur... Fenerbahçe 20 milyon taraftarıyla, değil Türkiye'de; dünyada bile başka bir türlü olaydır. Fenerbahçe Mit'tir. Bilmeyenler bilenlere sorar... Dışlayın Beşiktaş'la Galatasaray'ı.. Anadolu takımları sahada yokken, Fenerbahçe Bursa'ydı... Fenerbahçe Samsun'du... Antalya idi, Malatya idi, Zonguldak'dı, Kocaeli, Diyarbakır idi... Abartmasız Fenerbahçe Türkiye idi... Diğerleri devede kulak idi...(Ben de senin !)

Şimdi bana gine küfürler yağacak, telefonla mektupla... Bütün sülalem yıkanacak bir güzel... Vızzz ! Ben her sabah besmeleyle evden çıkarken, "Beş misli fazla" demeyi alışkanlık haline getirmişim... Ona göre.. "Düt demeye dudak gerek"...

Rahmetli Şükrü Gülesin'in bir lafı vardır, diline pelesenk ettiği: Türkiye'de her çocuk Fenerbahçeli doğar, sonra takım değiştirir" diye... (Türkiye İstanbul, Ankara, İzmir değildir sadece) Elinizi yüreciğinize koyun -Yüreciğiniz dedim de Sayın Başkan: Gün gelecek... Yüreciğiniz dizlerini dövecek- öyle yapıp içinizden cevaplayın. Sen Samsun'lu kardeş, sen Malatya'lı, sen Antalya'lı, siz siz hepiniz kardeşler, milli lig kurulmadan neredeydiniz ? Kimle aynı yürek, kimle beraberdiniz ? Sağolun...

20 Milyondan fazla taraftarı olan, her oynadığı takımı ihya eden, bu takıma gönül koymuş kişilere babalarından miras olarak ne kasa kalmıştır, ne malikane... Fenerbahçeliler'in baba mirası Fenerbahçelilik'tir... Ve Fenerbahçeliler gerektiğinde baba mirasını korumayı bilirler... Spor yaparken dövüşmek ayıp ötesi... Anca ben onbeş yıl polis muhabirliği yaptım, en azından yüz cinayet gördüm... Bunların doksanında gerçek katil öldürülendi... Belirtmekte yarar vardır. Siz ne dersiniz Hasbi Bey Ağa ? Evet sporda, sporcularda bazı şeyler ayıp... Amma velakin daha çok yakınlarda, Çok sayın Ali Uras, televizyonda Fenerbahçe'yi nasıl ameliyat ettiğini beşuş bir çehre ile anlatırken ağzındaki Havana Puro az kala bıyıklarını yakayazdı... Az daha gözlerime gireyazdı... Bereket arkam ekrana dönük değildi... Odaya üflediği duman hala duruyor...

Sonra bu en büyük ameliyat sahibi zatın bir lafını okuyorum gazetelerde, gülmekten azkala altıma edeyazdım şu terso günlerimde... Neymiş efendim: "Babıali camiası biraz fazla sarı-lacivertli" imiş üstad için... Camialtı camiası da öyle, ne kadar camia varsa da öyle... Sahi yeni mi öğrendiniz ? Sahayı neden kapattınız ? Kulübü de kapatsanıza... Nasıl olsa şimdi siz 20 milyon kişiyi cezalandıran en büyük Nürnberg değil misiniz ? Fenerbahçe altıncı da, onaltıncı da olsa öcü değil mi ? Fenerbahçe şimdilerde, sadece ismiyle bile bazılarını prostat eder, gecede dört defa teşaşüre kaldırır... Sahi sahayı neden kapattınız ?

Gelecek kuşak Fenerbahçeliler, birilerini ne bir "eski basketbolcu", ne bir "eski Prof." diye anımsayacaklar... Onlar bu olay anlatıldığı zaman kendilerince bilecekler kim olduğunu... Şöhretini, ölümsüzlüğünü, zannımca bu Fenerbahçe Ameliyatı'na borçlu olacak...

Diyorum ki, ben de ölümsüzleşmek için, acep güpegündüz bir saatte gidip Yeni Cami'nin oralarda bir yere yestehlesem mi ?..

Not: Yestehlemek (Lugatı aç bak !)

Halit Çapın - 1987

14 Temmuz 2009 Salı

USTALARA SAYGI 1












Şair ceketli çocuk !

KOLPA FERHAT

Black stocking'in yeni transferi Ferhat"Hayallerimin takımına geldim. Bu büyük camia'ya layık olmak için vargücümle çalışıp,bana güvenenleri mahçup etmeyeceğim" dedi...Gazetecilerin sorduğu sorularla Ferhat'ın buram buram terlediği görüldü..Bir gazeteci"Black Stocking'e transfer olmadan önce çok iddaalı konuşuyordun.Ama maçlardan sonraki yüz halinizi hatırlıyorum gozak armut gibi oluyordu. Hatta bir maçta 35 gol yiyip ulaşılması güç bir rekora imza atmıştınız.Şimdi ise bu takımdasın. Duygularını öğrenebilirmiyiz" diye sorulan soruya. Ferhat "Zaten Black Stocking maçları benim için kabustu.Maça çıkmadan önce sanki menepoza girmiş kadınlar gibi terliyordum. Acaba bu maç kaçtane gol yicez diye düşünmekten kendimizi alamıyorduk.Ama artık bitti.Rüyalarımın takımına geldim ve Özkanla aynı takımda oynamaktan gurur duyuyorum.Özkan benim hayranı olduğum bir futbolcu.Onun resimleri odamın duvarlarını süslüyor.Şimdi ise aynı takımdayım.Bundan daha mutlu ne olabilir benim için"
Fanatik gazetesi muhabiri Talip Ayan'ın sorduğu bir soru ise gülüşmelere neden oldu..Talip Ayan "Black Stocking'e transfer olabilmek için kaptan Emre Çat'ı devreye sokup, Bonservisinizi kendiniz alıp hatta Black Stocking'e para verip ve her ay belirli bir ücret ödeyecekmişsiniz.Bu konu hakkında ne diyorsunuz"diye sorulan soruya Ferhat " Büyük takımda oynamak kolay değil" dedi..

BUNLARI DA TAKİP EDİN

Powered By Blogger

Bu Blogda Ara

İzleyiciler