.jpg)
![]() |
![]() Özer “2010 Benim Yılım Olacak" ![]() |
| Fenerbahçe Gazetesi`nin, 72. sayısında oyuncumuz Özer Hurmacı ile yapılan ve "2010 patlama yılım olacak" başlığını taşıyan röportajın tamamı şöyledir: "Fenerbahçe`ye gelmeden önce futbolculuk kariyerinin 10 senesini gurbette, 5 senesini de Ankara`da geçirmişti. Küçük yaşlarda, futbol alt yapısında meşin topla tanıştığı günlerde de hep yetenekli bir oyuncuydu.. Ailesi de bu yeteneğin üzerine gitti. Kendisi de çok çalıştı.. Hırsıyla, azmiyle kendisini kanıtlayarak Türkiye`nin en büyük kulübüne, Fenerbahçe`ye geldi.. Sportif Direktörümüz Aykut Kocaman ile ilk tanıştığında, 3 kümede futbol oynayan 19 yaşında bir gençti Özer Hurmacı.. Ankaraspor`da kısa sürede kendisini kanıtlayarak çok genç sayılabilecek bir yaşta takım kaptanlığı sorumluluğunu yüklenmişti.. Kişilik yapısı olarak kaybetmeyi kolayca kabullenemeyen yapısı, yüklendiği kaptanlık sorumluluğu ile üst düzeye çıkmış, kaybetmenin, başarılı olamamanın stresini günlerce üzerinden atamayan kimlikli bir Özer Hurmacı rüzgarı esmeye başlamıştı futbol dünyamızda.. Fenerbahçe yönetimi, Aykut Hoca`nın da olumlu yaklaşımı sonucu, genç Özer`i geçen transfer sezonunda renklerimize bağlamıştı.. Ancak, geçen sezon sonunda yaşadığı ciddi bir sakatlık, onu sezon öncesi hazırlık kampına katılmaktan alıkoymuş, arzulanan formunu yakalaması böylece uzun zaman almıştı.. Fenerbahçe`ye daha uzun yıllar çok başarılı ghizmet verebileceğine herkesin inandığı Özer Hurmacı, bu ayki konuğumuz oldu.. Her sorumuza içtenlikle cevap verdi. Birlikte izleyelim.. Almanya kökenli bir futbolcusun.. Türkiye ile yurt dışı arasında futbol anlamında ne gibi farklılıklar var ? "Almanya`nın alt yapısı Türkiye`ye göre biraz daha iyi diyebilirim. Çok genç yaştaki çocuklara büyük sorumluluklar verebiliyorlar.. Yurt dışında çok sık turnuvalar düzenleniyor. Ben Almanya`da salon futbolu da oynadım, bu benim teknik becerime olumlu katkı yapan bir tecrübe oldu.. Almanya`da çocuk yaşlardan itibaren çim sahalarda top oynamanız, genç yaşta daha çok yol kat etmenize yardımcı oluyor. Türkiye`de de artık alt yapıya özel bir önem veriliyor. Fenerbahçe`nin alt yapı tesislerinin Almanya`nın en iyi kulüpleriyle eşdeğer olduğunu söyleyebilirim. Ben hep şunu öneriyorum. Türkiye`de her tarafa bina, apartman yapmak yerine iki tane güzel saha yapmak ve orada çocuklarımızın futbol oynamalarını sağlamak, ülke futboluna daha çok katkı sağlayacaktır.." Sen de, Daum da aynı ekolden geliyorsunuz, buna rağmen aranızda farklılıklar oluyor mu? "Benzerlikler çok ama tabii farklılıklar da var. Bu oyuncunun kendi kişisel yeteneği ve yetiştiği çevreye bağlı. Hocamız 27 yıldır teknik direktörlük yapıyor. Çok tecrübeli olduğu için birçok şeyi bizden daha iyi biliyor. Zaten bana göre futbolun dili her yerde birdir. Almanya, Türkiye, Brezilya fark etmez.." "Özer Hurmacı`yı Özer Hurmacı yapan Aykut hocadır " Aykut hoca ile aranızdaki bağı anlatır mısın? "Aykut hocam ile tanıştığımızda ben daha 19 yaşındaydım. Üçüncü ligden kiralık olarak Ankaraspor`a geldim ve burada beraber çalıştık. Özer Hurmacı`yı Özer Hurmacı yapan Aykut hocadır diyebilirim. Bana vermiş olduğu özgüven, futbolumu, profesyonellik anlayışımı ikiye hatta üçe katlamamı sağladı. Bana her zaman çok destek verdi. Ben de onu mahcup etmemek için de daha çok çalışıp, daha üst yerlere gelmek istiyorum. Ona ve Fenerbahçe camiasına bir borcum var ve şahsen bunun da bilincindeyim.." Alex ile aynı takımdasın kaptanında seni çok beğendiğini biliyoruz takım içinde sana desteği nasıl? "Alex`in Fenerbahçe`ye gelmiş geçmiş en büyük yabancı futbolcu olduğunu söyleyebilirim.. Ondan sadece futbol tekniği değil, profesyonellik yaşantısı konusunda da öğrenebileceğim çok şey var.. Antrenmanlardan sonra birlikte ikili çalışmalar yapıyoruz. Bana şimdiden çok şey verdi. Kendi yeteneklerime bunları da katabilirsem ilerde çok daha başarılı olabilirim. Alex`i bir ağabey gibi görüyorum..Futbol kalitesinin yanı sıra karakter yapısıyla da zirveye ulaşmış bir insan.. Onunla birlikte aynı sahayı paylaşmak bile gerçekten heyecan ve onur verici!.. Ayrıca, medyada benim hakkımda söylediği olumlu şeyler, beni çok motive ediyor.." "Ben hücuma dönük bir orta saha oyuncusuyum" Mevki olarak ülkemizde yaratıcı oyuncu sıkıntısı var, bunu kendi özelliklerini katarak nasıl bağdaştırırsın? "Bu sıkıntı sadece futbolda değil yaşamın her alanında var. Yaratıcılık kolay bulunan bir özellik değil. Futboldan bahsediyorsak yetenek ya da yaratıcılık çalışmadan, zorluklara katlanmadan bir işe yaramaz. Ben kendimi sadece bir yerde değil, orta sahanın her bölgesinde görev yapabilen bir futbolcu olarak görüyorum. Maçın her dakikasında skoru değiştirebileceğimi düşünüyorum. Bunu kendime olan güvenimden dolayı söyleyebiliyorum. Özer Hurmacı`yı her yerde kullanabilirsiniz. İleride bunu da göstereceğim.." Oyun içerisinde iki ayağını da iyi kullanıyorsun. Kendindeki iyi ve kötü özelliklerini sıralarsan aklına gelenler nelerdir? "İyi özelliklerimi sıralarsam, epey bir yer tutar. Kötü özelliklerime gelirsek, kazanma hırsı çok yüksek bir futbolcuyum. Ancak bunu bugüne kadar gösterme imkânım az oldu. Önümüzdeki günlerde daha fazla forma şansı bulduğumda bunu taraftarımıza gösterebilirim. Bir de kaybetmeyi kesinlikle kendime yediremiyorum. Küçüklüğümden beri kaybettiğim zamanlarda, bir iki gün üzerimden stresi atamıyorum, kendime gelemiyorum. Tabii bu da beni olumsuz etkiliyor. ." Büyük takımda olmak sende ne gibi etkiler yarattı? "Her şeyden önce büyük takımda oynamak çok güzel bir duygu. Hele bu büyük takım Fenerbahçe ise harika, tarif edilmesi güç bir duygu. Zaten futbolcuların büyük bir çoğunluğu büyük takımlarda oynamak isterler, ben de Fenerbahçe`ye geldim. Kendimi burada kanıtlayıp, Avrupa`da Türk futbolunu temsil etmek istiyorum." Futbola başladığında bir idolün var mıydı? "Tabii ki örnek aldığım futbolcular vardı. Küçükken boyum kısa olduğu için arkadaşlarım bana Diego diyordu, büyüdükçe Zidane`nın ekolünde yetiştiğimiz için onu örnek aldım. Bir de Edgar Davids`i çok beğenirdim." Sakatlığın ve sonrasında artık kendini hazır hissediyor musun? "Kendimi hazır hissediyorum ama ayağımdaki vidanın her sıçramam da batması veya ikili mücadeleye girdiğimde o vidayı hissetmem beni rahatsız ediyor. Yazın ameliyatla o vida alınacak ve ben tamamen rahatlayacağım." Futbol dışında ilgilendiğin spor dalları var mı? "Futbol dışında ilgilendiğim birçok spor dalı var. Basketbol, voleybol ve masa tenisini vakit buldukça oynayamaya çalışıyorum." A Milli takımda seni ne zaman göreceğiz? "Fenerbahçe forması altında 5-6 maç üst üste oynarsam o zaman A Milli takımın kapısının açılacağına inanıyorum. O yeteneğim var, kendime de güveniyorum. Açıkçası şu ana kadar hiç aday gösterilmesem de her zaman kendimi orada oynayabilecek gibi görüyorum. Çalışmaya devam edersem bir gün mutlaka bu hedefime de ulaşacağım." Taraftarımıza yeni yıl için neler söylersin? "2009 Fenerbahçe`ye transfer olduğum için benim için unutulmaz bir yıl. Ama aynı zamanda sakatlıklarla dolu bir yıl oldu. 2010 yılı için tek hedefim var sağlıklı bir şekilde, sakatlık geçirmeden futbol oynamak ve takımıma faydalı olmak. Lig de ve Avrupa`da çok büyük hedeflerimiz var. Başkanımızın sözü bizim sözümüzdür. Bunun bilincindeyiz. Son olarak taraftarımıza sesleniyorum: İçinde bulunduğumuz zor günleri, birlik beriberlik içinde aşacağımızı umuyorum.Herkes bu takıma güvensinler ve beni desteklemeye devam etsinler." |

ÇOK SAYGIDEĞER LİG TV COM TR YÖNETİCİLERİ !!!!
Sizin tarafsız bir site olduğunuza artık inanmıyorum.Hani nerde sizin çok bilmiş yöneticileriniz. Nerede o ağzı kalemi çok iyi laf yapan editörleriniz.Nerelerde köşe yazarlarınız. NEREDE,NERELERDE ? Ayıptır,Yazıktır,Günahtır hatta biraz daha ileri gidiyorum terbiyesizliktir sizin yaptığınız.Konu Galatasaray olunca kabuğunuza siniyorsunuz..Oysa birkaç hafta önce çok şeyler bilip çok şeyler söyleyip çok şeyler yazmıştınız. Ne olduda diliniz tutuldu,gözlerinize perde indi,elleriniz kalem tutmaz oldu. Lütfen cevap verin. Ne olur bir şeyler yazınki anlayalım sözde tarafsız olduğunuza ! . Güldürmeyin bizi. Kaldıki gülmemiz lazım ağlanacak halinize.Ogün şükrüsaraçoğlunda olanlar sadece kayıtlara geçebilicek arda ve cristian kavgasıydı ve sahaya hiç abartmıyorum atılan birkaç pet bardak su ( plastik şişe su demiyorum zaten yasak stadımızda ) ve maçın hakeminin başına isabet eden bir cisim ( para ,çakmak,su ) bilinmiyor..Soruyorum size bunlar hangi stad’da olmuyor. ( kavgayı demiyorum ) Sahaya hangi lig maçında bu ve buna benzer şeyler atılmıyor.Derbi maç bile demiyorum normal sıradan bir Anadolu maçında bile olan bir durum. Abartılıp ,abartılıp yayınlar yaptınız köşe yazıları yazdınız.Fenerbahçe yönetimi zaten bunu yapanların bırakmadı.Konunun hassasiyetinin üzerine gitti ve adalete teslim etti.Geçiştirildi küçücük haberlerle.Oysaki herkese ders olacak bir duruş sergilemişti yönetimimiz.övgüleride hak etmişti.Şimdi gelelim zurnanın zurt dediği yere. Abdi ipekçide oynanan Galatasaray Fenerbahçe basketbol maçında çıkan olaylara sesini çıkarmayan,8 yaşında bir çocuğun üstünde Fenerbahçe forması var diye ağızlarından salyalar akarak çocuğun üzerine yürüyen, o küçücük çocuğa etmedikleri küfürler bırakmayan ve çocuğu ve aliesine saldıran, formasını çıkarttırıp oradan uzaklaştırmaya çalışan ve çıkaran ve dahada olmadı deyip üzerindeki Fenerium dan aldığı eşofmanı ters giydirip, o çocuğun pisikolojisini mahvedip korkudan titreten, bu ağzından salya sümük akan hayvanlara neden bir şey yazmadınız. Neden neden neden..Bumudur sizin tarafsızlığınız.8 yaşındaki çocuktan bahsediyorum. Oysa o Fenerbahçeyi ve taraftarını yerden yere vurduğunuz şükrüsaraçoğlu stadında maçta galatasaray formasıyla küçücük bir çocuğun maç seyrettiğini.Kimsenin en ufak bir kötü kelime sarf etmediğini hatta ve hatta o çocuğa takılıp sizi yine yeneceğiz yine üzüleceksin gibi esprili takılmaları, saçlarını okşamalarınıda görmediniz duymadınız.Abdi ipekçide çıkan olaylarıda ,Adnan polatın sahanın ortasına geçip omuz omuza yapmasınıda görmediniz.Elbette sevineceksin ama olayların olduğu maçta sanki tasvip edermiş gibi oraya gidip sporcularınızla omuz omuza yapamazsınız.Yine Görmediniz ,duymadınız. Dimi ? Hak edene hak ettiği değeri vereceksiniz. Ben sizden bunu beklerim.İşte size iki kulüp ve yöneticilerinin arasındaki fark.Buda FENERBAHÇE büyüklüğü olsa gerek.Boşuna dememiş rahmetli Halit Çapın ağabeymiz “BİZ FENERBAHÇELİYİZ,BİZDEN ÇOK ADAM ÇIKAR” diye. ( nur içinde yatsın )
* Roberto Carlos'un gidip gitmemesi beni o kadar ilgilendirmiyor. Zorla kimseyi tutamazsınız...
![]() |
![]() Geçmişten Ders Aldık mı? Göreceğiz... ![]() |
| Bir ülke düşünün ki, medyasının her köşesini tutmuş Galatasaraylılar bin bir rezilliğe rağmen görevlerine hiç bir şey yokmuş gibi devam ediyorlar. İçlerinde kimler yok ki? Yatakta kadın dövüp, ekranda çiçekten, böcekten bahsedenlerden mi? Yoksa şeref tribününde zil zurna sarhoş Fenerbahçeli yöneticilerle kavga edenler mi? Yoksa Galatasaray forması giyip gittiği lokalde Fenerbahçe`ye koro halinde edilen küfürlere ağzından köpükler saçarak katılan burma bıyıklı kalemşörler mi? Bunlar yalnız görüntülerle ispatlanan rezaletler. Kim bilir biraz daha incelense daha neler çıkacak? Ama bir Fenerbahçeli önemli bir göreve geldiği zaman, kendi camiasının içinden çıkanların yol açtığı bu rezaletlere hiç sesini çıkarmayan, hatta konumlarını güçlendirmekten de geri kalmayan Galatasaray camiası, hırsızlık yapılarak elde edilmiş görüntüleri şantaj malzemesi olarak kullanıp kimseye ahlak dersi veremez, ortalığı yangın yerine çeviremez. Herkes önce kendi kapısının önünü temizleyecek. Yok öyle yağma! Galatasaray`ı böyle zavallılaştırmaya kimsenin hakkı yok. Hırsızlık yoluyla elde edilmiş ve şantaj yoluyla etkili olabilmesi için 3 yıl bekletilmişmiş görüntülerin ardına sığınıp Fenerbahçe`ye Kadıköy`de karşı 10 yıldır yaşadığınız ezikliği bu tür ahlaksızlıkların ardına sığınarak ört bas etmenize en azından Fenerbahçe taraftarları olarak izin vermeyeceğiz. Sizlere bu filmin sONunun olmadığını sonsuza kadar hatırlatacağız. Bu rezillikten rant etmeye çalışan sadece Galatasaray camiası değil tabi. Ercan Saatçi Türkiye`nin en büyük gazetelerinden birinin spor koordinatörü olunca tezgahı bozulanlar da harakete geçti. Bazı tetikçi internet sitelerinde bunların kim olduğunu, bu komplonun içinde medya dünyasından kimler olduğunu ve beslendiğini görüyoruz. Türkiye Spor Yazarları Derneği`nin yaptığı açıklama da bu konuda ipuçlarıyla dolu. Benim dikkatimi çeken asıl önemli konu şu, Türkcell Süper Ligi`nin yayıncı kuruluşu Lig Tv`nin resmi internet sitesinin bu konuda resmen taraf olması ve Ercan Saatçi`yi linç kampanyasının adeta bayraktarlığını yapması. Kanıt isteyenlerin ligtv.com.tr`nin Genel Yayın Yönetmeni Cem Kurel`in bugünkü yazısını okumalarını öneririm. Bütün bu rezillikler, ligimizin yayıncı kuruluşu Lig Tv`nin, bir spor kulübüyle iş ortaklığı kurmasının doğal sonuçlarıdır. Sen GS TV`yi şifreleyip bünyene katarsan, iş ortağının ortağının açtığı linç kampanyalarına, komplonun medya ayağı olarak ister istemez katılırsın. Maç görüntülerini didik didik ederek iş ortağının en büyük rakibi Fenerbahçe`nin açığını ararsın ama biri çıkar da senin görüntülerini delil olarak kullanıp iş ortağının suçlu olduğunu kanıtlarsa bütün olanaklarını kullanıp yalan olduğunu bile bile "Su bardağını Fenerliler attı" diye uyduruk haberler yapıp Galatasaray`ın avukatlığına soyunursun. Fenerbahçe`nin maçının iptal edilmesi ve ağır cezalar alaması için kampanyalar açarsın. Vicdanı ve zihni hür hiç kimsenin penaltı diyemeyeceği bir pozisyona hakem eskisi yorumcun rahatlıkla "penaltı" der. Galatasaray ve Lig TV iş ortaklığı , hakemlerin ve federasyonun tehditle sindirildiği, istemedikleri kişilerin önemli mevkilere gelmesini engellemek için şantaj ve hırsızlığın olağan ve makbul sayıldığı bir döneme girdiğimizi artık gözlerimize sokmuştur. Fenerbahçe camiası artık hayallerden arınmalı ve gözlerini dört açmalıdır. Yaşadığımız rezilliklere ciddi tepki verilmelidir. Denizli`de yaşadığımız acıyı tekrar yaşamak istemiyoruz. Yöneticilerimizin geçmişten ders aldıklarını göstermeleri lazım.. Bu yıl da gidişatın o kabus sezonla aynı olduğunu, o tarihte şampiyonluğumuzu çalan kirli ittifağın ustası oldukları sinsi planlarını yeniden uygulamaya soktuğunu görmeleri lazım. Testi kırıldıktan sonra her şey boş... Bülent Gündüz hermes@antu.com |
Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Galatasaray maçından önce saha içinde çıkan olaylar sonrasında televizyon görüntülerine dayanarak Bilica'ya verdiği 3 maçlık cezayı Fenerbahçe'nin yaptığı itirazı reddederek, oy çokluğuyla onamış..!!
Her sene aynı filmi görmekten, aktörleri değişen ama muazzam teatral yetenekleri değişmeyen tiyatroları izlemekten biz çoktan sıkıldık. O nedenle üzerinde yorum bile yapmazdık bunların. Ama son maçla ilgili olarak beklenen ceza konusundaki emsal anlayışı, üzerinde yorum yapılmayacak gibi değil. Büyük tribüncü Haldun Üstünel buyurmuşlar;




